ATOM ENERJİSİ

Yazılar, Bilimsel ve Teknik Yazılar Yorum ekle

ATOM ENERJİSİ
Prof. Dr. Tolga Yarman
Nükleer Mühendis
Türkiye Sosyal, Siyasal ve Ekonomik Araştırmalar Vakfı
(TÜSES)


Anadolu Bilim ve Teknoloji Stratejileri Araştırma Enstitüsü
(BİLTES)


Atom enerjisi ya da nükleer enerji; üzerinde, hemen herkesin konuştuğu bir konu oldu. Bu satırların yazarı da konuyla, keza konunun ülkemize izdüşümleriyle ilgili pek çok düşünce üretti, yazı yazdı. Biteviye, aynı bir konuda kalmak, hoş olmuyor. Onun için bir süredir, atom enerjisi ile ilgili yazı yazmak, gelmemekteydi içimizden...

Alman Uzman Jurgen Faber 11 Kasım 1989 günkü Cumhuriyet Bilim ve Teknik’te; atom enerjisini, gündeme getiriyor. Alman uzman, bu yazısında 15 Nisan 1987 tarihli bier “İstanbul Tartışması”na da atıfta bulunuyor. Bu tartışmada Sayın Faber, konuya “muhalif”, tartışmacıydı. Atom enerjisi üretimini ise, Julich Atom Araştırma Merkezi’nden Dr. Paschke savunuyordu. Tartışmada ben de “konuk” olarak bulunuyordum. Bu açıdan Sayın Faber’in ; orada da söylediği, dergide de çıkan kimi görüşlerini, tartışma sırasında olduğu gibi, yeniden, bir ölçüde yanıtlamak istiyorum.

Önce şunu belirtmeliyim. Konuya, gerek koyu bir “atom enerjisi taraftarı” olarak; gerekse de fanatik bir “atom enerjisi düşmanı “ olarak bakmak; sağlıklı değerlendirmelere geçit bırakmaz. Konuya, hele akademik olarak yaklaşırken, her iki uçtaki patalojik sayılacak “tezahürat” ve “isnatlardan”, kaçınmak gerekir. Münazara zevki başkadır... Karar başkadır. Taraflar, eğer lise sıralarında olduğu gibi, aynı bir soru için seçtikleri, birbirinin zıddı iki cevaptan birini, ötekine tamamen kapalı gözle, her ne pahasına olursa olsun ve her türlü marifetle, savunmaya girişirlerse... Bu; söz düellosu sürecinde, şirin ve çekici görülebilir... Ama, pek fazla bir işe de yaramayabilir.

Sorunun cevabı akademik değil, siyasidir. Yani kamuoyunun tercihini içerir. Akademik olarak; “olsa ne olur, olmasa ne olur” sorularının, cevabı verilmelidir. Ondan sonrası halkın bileceği iştir. Demokratik ülkelerde olan da zaten, bundan başkası değildir. Sayın Faber’in atıfta bulunduğu “İstanbul Tartışması” kurgusunun, kanımızca temel bir yanlışı; Sayın Faber gibi atom enerjisi üretimine kesinkes karşı birisiyle, bir nükleer bilim adamını, karşı karşıya getirmek olmuştur. Bu nükleer bilim adamının “seçmen” olarak ayrıca, nükleer enerji üretimine karşı ya da ondan yana bir “oyu” olacaktır. Ama bilim adamı olarak kamuoyuna dönük görevi, bir “siyasi kararın” savunuculuğunu yapmak değil... Bildiklerini anlatmaktır. Onun söyleyeceklerinden nükleer enerji üretimine ilişkin olumlu etkilenenler de olur, olumsuz etkilenenler de olur. Tartışma, yapılacaksa işte bunların arasında, olmalıdır. Kamuoyu, kararını, benzer tartışmalar sürecinde verebilir. Kanımızca, bu nokta çok önemlidir. Bilim adamının da pekala bir tercihi, olacaktır. O; bilgilerinin ışığında, kişi olarak bir tarafa, tabii meyledebilir. Ne var ki bilim adamının telaffuz edeceği bilgilerle, bir başkası, karşı bir tercihe yönelebilecektir. Meselenin püf noktası, işte budur.
Nükleer Korkusu

Full story »

AĞAÇKAKAN ÇİZGİSİNE BİR ELEŞTİRİ...

Yazılar, Sosyal İçerikli Yazılar Yorum ekle


Prof. Dr. Tolga YARMAN
Anadolu Bilim ve Teknolojileri Stratejileri Araştırma Enstitüsü

Ağustos 1995



Yazının başlığını koymadan çok düşündüm. “Çevreci Harekete” ya da “Yeşil Harekete””Bir Eleştiri” ya da “Katkı” diyecek oldum. “yeşil Dildeki” deyimlerin ifade ettiği “nüanslara” ya da “yeşil kesimdeki hizipsel hareketlere” yeterince aşina olmadığım için, bu yazıya geniş bir anlam çağrıştıracak bir başlık koymaktan çekindim.

Sonuçta yazıyı Ağaçkakan Okuyucusuna yazdığım için, özellikle onun ilgisini çekmem daha uygun olacaktı.

Başlıktaki “Eleştiri” sözcüğü yerine “Eleştiri” yahut “Eleştiri ve Katkı” deyimlerinden birini seçmeyi düşündüm, ama ikisine de ısınamadım.

Her neyse...

Başlıktan ziyade yazıyı, size düşündürtebileceğimi, umuyorum.

Önce şunu söyleyeyim Ağaçkakan’ı çok beğeniyorum. Bir avuç genç insan, Türkiye gibi bir ülkenin bilinen olanaksızlıklarında bir araya geliyorlar; bir dergi çıkartıyorlar; düşüncelerini yazıyorlar ve yayıyorlar. Eylel yapıyorlar. Savaşımlarını sürdürüyorlar.

Böylesi bir tutum ve başarıya hayranlık duyuyorum.

Hem fikir üretmek, hem de eylem yapmak, çok çok zordur.

Ağaçkakan’a emek verenler bu her iki fiili de, büyük bir başarıyla gerçekleştirdiler.

Dergide birbirinden güzel yazılar çıktı. Hemen hepsini, çok yararlanarak okudum. Ağaçkakan’ın fikri düzlemdeki çizgisi, pek çok “somut” ve hiç kuşkusuz “siyasi karakterde”, eyleme baz oluşturdu.

Takdir etmemek mümkün değil!..

Ben bu yazıda söz konusu çizgiye bir “eleştiri”, belki daha doğrusu, eğer olabilecekse, bir “katkı” yapmayı diliyorum.

*

Çeşitli tezahürler karşısında hemen herkes öyle yahut böyle tepki verir. Tepkiler en önce bireyseldir. Birbirlerine benzer tepkiler, örgütlenebilirse, “toplumsal bir tepki” oluşturur.

Full story »

1997 Sonunda Türkiye'de Sosyal Demokrasinin Gündemi

Yazılar, Siyasi İçerikli Yazılar Yorum ekle

1997 Sonunda Türkiye'de Sosyal Demokrasinin Gündemi

 

1997 SONUNDA TÜRKİYE’DE SOSYAL DEMOKRASİNİN GÜNDEMİ





Toplantı, TÜSES
Armada Oteli, 4 Ekim 1997




Konuşma Metni




Tolga Yarman, Prof. Dr. Müh.




İlk olarak bir-iki noktayı belirtmek ihtiyacındayım.

“Sosyal Demokrasi” deyimi...

Birincisi, mensubu olmaktan onur duyduğum “sosyal demokrasi” çizgisinin, dilimizde ve Türkiye’de, latince kökenli sözcüklerle ifade edilmesini, “doğru” bulmuyorum, hatta “siyasi bir yanlış” olarak değerlendiriyorum.

Gerek “sosyal” gerekse de “demokrasi” sözcükleri dilimizde çok yer etmiş sözcükler. Nedir ki aynı özelliği bu öszcüklerin yan yana kullanılmasına ilişkin olarak, yaygın biçimde ifade edebileceğimizi sanmıyorum.

“Sol bir anlayış” olarak, ister Doğumuz’dan ister Batımız’dan gelsin, yerleşik olsa bile, benliğimize yabancı hemen her sözcüğü, günlük yaşamımızdan ve dilimizden kovarken; çağdaş sol bir düşünceyi deyimlemek üzere, kendimizi yurdumuzda, latince sözcüklerle sınırlandırmamız, hoş durmuyor, bizi geniş kitlelerle iletişim kurmada zorluyor.

Aramızdaki öğretim üyeleri, iyi bilirler ki, derslerimizde, yabancı dilden aktardığımız kavramları, Türkçeleştirdiğimiz ölçüde, öğrencimize daha çok ulaşabiliriz, onun zihninde daha geniş anlam çağrışımları meydana getirebiliriz. Öteki türlü, kavramlar, zihinlerde bölük pörçük yer alırlar, anlam zenginliğinden yoksunlaşırlar.

Full story »

Contact / Help. ©2025 by Tolga Yarman. Design & icons by N.Design Studio. Skin by Tender Feelings / Evofactory.